Ne dersiniz?

Bir zamanlar – yani yeşilliğin egemen olduğu, kuşların, böceklerin, rüzgarın iteledigi ağaç yapraklarının dansının doğaya eşlik ettiği zamanlar çocukluğumun daha manevi duygular içerisinde yer kapladığını anımsıyorum. Çöp adamlar, çamurdan pastalar, ottan yemekler, mahallede toplanıp yakalambaç ve çeşit çeşit oyunların oynandığı fevkalade zamanlara gitmek istediğimi tasavvur ediyorum bu aralar. Betonların yer kapladığı, kerpiç evlerin yerini modern apartmanların aldığı şu zamanda, ayaklarımı toprağa yalın ayak basmayı özlüyorum… Kim bilir? Belki özlemek öte yandanda kavuşmaya adım atmak sayılmaz mı? Özlemek, kavuşmak varsa ‘tamam’ olmaz mı? Ne dersiniz?

Yorumlar

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Araç çubuğuna atla