Sıkıntı… -Bir Öykü İskeleti-


27
27 Beğeni

Son günlerde bir ölüye benzetiyorum kendimi. Yüzümün donuk beyazlığı, sakallarımın üzerinden derimi yırtarcasına fırlayan elmacık kemikleri, konuşma yetisini yitirmiş ve sanki evrene, benliğine dair tüm bildiklerini unutmuş birinin şaşkınlığını içmiş gözler…Yaşadığını zannedenler arasında, neye ve kime öfkeli olduğunu tam olarak bilmeden, yalnızca sürekli ve artan bir tiksintiyle yaşamın dışsal gerçeklerinden kitapların kurgusal dünyasına sığınan ve bunu güç zanneden bir münzeviyim. Tüm bu cümleleri üretimi yıllar evvel durmuş, her yanı çizikler içinde, üstelik ter ve  benzin kokan bir halk otobüsünün camına yüzümün bir kısmını dayamış vaziyetteyken sarf ediyorum.

Dışarıda gözlerimin önünden hızla akıp giden görüntüler: Uzakta tepelere düzensizce serpiştirilmiş, yaralı ve ifadesiz yüzleri andıran sıvası dökülmüş evler, rüzgarın hafifçe yaladığı, ormanından sürgün edilmişçesine hüzünlü bir bekleyiş içerisinde duran tek tük ağaçlar, birkaç saniyeliğine bazen nefret ettiğim, bazen hayran kaldığım biçimsiz, biçimli insan bedenleri; muavinin, otobüs her durduğunda yükselen o dâvetkâr sesine doğru bazen kayıtsız kalan, bazen reddedilmez bir emri yerine getirircesine soğuk adımlarla koşan yığınlar…Bunca insanın telâşı, vücudumdan bir başka ‘ben’in kopup, yanıma oturup kulağıma kendime itiraf edemediğim bazı sırları fısıldadığını, bana ”kalabalıklarda bir tek sen anlamsızsın, bir tek sen saçmasın. Kendine ait bir telâşın bile yok!” dediğini düşündürüyor. Hatta kimi zaman bu sözleri söyleyen ikinci ‘ben’e kızıyor, sözlerine kendimi o kadar kaptırıyorum ki çevremdeki insanlardan bir kat daha nefret ediyorum. Yol hiç bitmeyecekmiş gibi ve tepemde akı kanlı kılcallarla dolu, beni her an yargılamaya ve idâma mahkûm etmeye hazır gözleriyle bakan yaşlı adamın kulağımı hafifçe okşayan nefesi hiç kesilmeyecekmiş gibi geliyor.

Nihayet yol bitiyor ve biraz evvel otobüste beni dikkatle izleyen adam gözlerini sokağa emanet ediyor, bu kez evlerin, binaların ve aralarından hızla geçip gittiğim insanların beni izlemeye başladıkları telâşına kapılıyorum. Attığım her adımı öylesine dikkatle atıyor, kurduğum her cümleyi öylesine titizlikle kuruyorum ki tek bir hatamda bu insanlar, beni sürekli izlediklerini düşündüğüm ve duyduklarını sandığım ilgilerine tiksintiyle karışık bir gereksinim içerisinde olduğum tüm bu insanlar, bir anda ve hep birlikte beni yalnız bırakıp gidecekmiş hissine kapılıyorum. Halbuki ben kimim ki: kendini herhangi bir yere ait veya herhangi bir değere sahip hissetmeyen, yanlış çağda doğduğunu sürekli kendine tekrar eden, yalnız kendi ‘ben’ini okşayan, cennetinden haksız yere kovulduğuna inanan, ait olmadığı çağda kendini tüketmeye mahkûm bir Kâbil ve İsa kadar yalnız bir bencil! Yazmak ve intihar etmek arasında bocalıyorum ve sanırım intihar hiç de anlamsız gelmiyor.

-Dosto’nun Müridi- 


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

27
27 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

Aşk Aşk
13
Aşk
Nefret Nefret
3
Nefret
Şaşkın Şaşkın
7
Şaşkın
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Komik Komik
3
Komik
İnanılmaz İnanılmaz
3
İnanılmaz

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorumlar

Yorumlar

Bir format seçin
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı