Sınıf mücadelesi, Burjuva ”Patron” ve Yoksul ”İşçi” Portreleri Bağlamında “Mavi En Sıcak Renktir” Filmi.


11
11 Beğeni

“Mavi En Sıcak Renktir” 2013 yılında gösterime giren ve yönetmenliğini Abdellatif Kechiche’nin yaptığı romantik drama türündeki bu film, yayımlandığı sene büyük tartışmalara neden olduğu gibi; başta Altın Palmiye, Fibresci ve SİYAD Yılın En İyi Filmi ödülleri olmak üzere César Umut Vadeden Kadın Oyuncu Ödülü, Film Eleştirmenleri En iyi Genç Oyuncu ve Yabancı Dilde En İyi Film Ödülü, Bağımsız Ruh En İyi Yabancı Film Ödülü, Bodil En İyi Yabancı Film Ödülü ve bunun dışında yedi önemli ödül daha aldı. Aldığı bu ödülleri yazmamdaki amaç ”Bak bir tek ben beğenmemişim demekki! Biraz farklı düşün ayıp ya!” demek gibi saçma ve saygısız bir tutumu ima etmek değil; yalnızca filmin alt metninin çözümlenmesi hususunda bir şablon oluşturmak.

Filmin ilk sahnelerinde Pierre de Marivaux’nun ‘Marianne’nın Yaşamı’
adlı eseriyle Madame de La Fayette’nin
Cleves Prensesi adlı eserinin karşılaştırılmasını, ortalarda Antigone’yi stigma bağlamında çocuk karakter olarak çözümlemesini görüyoruz. Son sahne ise Alain Bosquet’nin Gerek Yok adlı şiirine ayrılıyor ve bu şiirle kapanış gerçekleşiyor. Tüm bunlar Avrupa eğitim anlayışının entelektüalitesini gözümüze sokar nitelikte işleniyor. Ayrıca Marianne’nın Yaşamı, filmin başkarakterlerinden Adele’in kadınsı duygularının farkına varışı ve cinsel kimlik karmaşasıyla; Antigone’nin trajedisi ise, Adele’in hayat şartları karşısındaki ‘yenilgisinden’ kaynaklanan trajedisiyle paralellik arz ediyor.

Filmde aynı zamanda Adele şahsında öğretmenliğin de süblime edildiğini görüyoruz. Adele ve Emma’nın çevresinde oluşmaya başlayan zeminde, sınıf farkı ve bundan kaynaklı tercih ve kavrayış ihtilafının kendini ‘öğretmenlik’ mesleği orijininden geliştirmeye başladığına şahit oluyoruz. Adele’in, Emma’nın ailesiyle;
Emma’nın da Adele’in ailesiyle yemek yediği esnada yaşananlar, Adele’in kaçamak cevapları, Emma’nın ailesinin Adele’in öğretmenliği sevdiğini, bu mesleğini yapmak istediğini duyduğunda takındığı örtük küçümseyici tavır; aynı şekilde Adele’in ailesinin ressamlığı ve genel olarak sanatı yaşamak, geçinmek için yeterli görmemesi, iki aile üzerinden sınıf farkının ve sınıfların kaygılarının
ne olduğunu anlamamıza hizmet ediyor.

Bu noktada yönetmenin dar, şımarık bir elit çevreye hapsolmuş duyarsızlığın sanat olarak sunulmasını eleştirdiğini ve böyle bir duyarsızlıktansa, öğretmenliğin ve Adele’in samimiyetinin daha yüce olduğunu vurguladığını anlamak da güç değil.

Adele adının Arapça anlamından da anlaşılacağı üzere adaleti simgeler, adalete,  özgürlüğe aşıktır ama ikilinin ‘özgürlüğü’ algılayışları farklıdır. Adele sınıf bilinci olan biriyken Emma bunun tam tersidir. Emma özgürlüğü Varoluşçuluk’ta ve Sartre’da bulduğunu söyleyen, Adele’in tersine felsefeden anlayan biridir. Yani ikili karşıt sınıfların çocuklarıdır ve bu durum daha sonra kendini çeşitli krizlerde gösterecektir.

Özgürlüğün, yaşam enerjisinin somutlandığı bir renk olarak mavi rengine gelirsek, Adele’in maviye olan tutkusunun giyiminden ve odasına hakim renklerden kendini belli ettiğini, mavi saçlı kızı gördükten sonra ise bambaşka bir şekilde ruhunu kemiren karşı konulamaz bir arzuya dönüştüğünü görüyoruz. İki başkarakterin yaşadıkları çevreye ve davranışlarına baktığımız zaman, Emma karakterinin üniversiteden mezun olup devasa para sistemine yani kapitalizme entegre olup bu minvalde ‘satış değeri’ olan ürünler verdiğine ve yönetmenin eleştiri oklarını yönelttiği duyarsız ‘sanatçı’ya dönüştüğüne şahit oluyoruz. Böylece Emma, mavi rengi ile özdeşleşen hayat enerjisini yitirir, özgür bir ‘birey’ olma hayallerinden arınır. Bu durum Emma’nın saç renginin değişimiyle somutlanır. Ayrıca Emma’nın ailesi ile Adele’nin ailesinin yemek yedikleri sahneler de sınıf farkı hususunda, içerdiği ayrıntılarla ipucu verir niteliktedir.
Bu sahnelerde Emma’nın ailesi deniz ürünleri tüketirken, yemek kültüründen ve bu kültürün öneminden dem vurur, makarnayı bir yemek olarak görmez. Yani yemek onlar için bir ihtiyaçtan öte estetik bir haz meselesidir. Bu ‘haz’ kavramı bir çok noktada burjuva duyarsızlığı, heyecansızlığı  ve tokluğuyla koşut bir kavram halini alır. Adele’de ve ailesinde ise bu durum tam tersidir; Adele sofrada ne bulursa yer, ilk kez gördüğü midyeleri dahi başta yadırgar fakat sonradan   büyük bir iştahla yemeye başlar. Bu yönüyle ‘açlığın’ Adele’de sürdüğünü fark ederiz ve bu yönetmenin bize verdiği örtük bir mesajdır. Burjuva sınıflar tokluklarıyla, gittikçe körelen ruh dünyalarıyla, ağır bir hodbinliğin pençesinde kendilerini tüketirler.

Adele’in dünyası olan orta halli veya nispeten alt sınıf yani ‘makarna tüketen sınıf’ ise hayatın içinde ve yaşamak için emek sarf etmek zorunda olan bir sınıftır. Bu sebeple Emma’nın temsil ettiği sınıfın tersine hayatla maddi bağlarını koparmamıştır.

Adele’in, Emma’nın arkadaşları için hazırladığı yemekte, ’emek’ kavramına sınıf merkezli bir bakış getirilir. Adele’in hazırladığı yemek için harcadığı emek ile Klimt’in eserlerindeki emek arasında  özünde fark yoktur ama Adele’in emeği takdir görmez, fark edilmez, yalnızca bu yemekten alınan ‘haz’ üzerinden felsefi tartışmalar yapılır. Böylelikle Adele ve Emma’nın ait olduğu sınıf arasındaki duygusal ve duyusal uçurum açığa çıkar: Adele bambaşka bir sınıfın insanıdır. O Hollywood filmlerinde terörist olarak rol alan ve onun emeğini gören tek karakter olan Samir’in sınıfındandır.

Adele’in herhangi bir sanatsal, entelektüel birikime veya bu birikimi satış değerine sahip bir ürüne dönüştürmek gibi bir kaygıya sahip olmaması, Emma’da gittikçe artan ‘faşizan’ bir öfkeye sebep olur. İşte sınıf farkı bu noktadan sonra örtük olmaktan çıkıp aşikar bir kılığa bürünür. Emma filmin kopuş noktasına doğru, Adele’in onu aldattığını öğrenince bu öfkesini ona ‘Kaltak, fahişe defol! Kaybol!’ gibi iğrenç bir şekilde kusar. Çünkü Emma bu hakka, ait olduğu sınıftan dolayı sahiptir. Adele’in emeğinin bir satış değeri yokken, Emma’nın emeği ise pazarlanan bir emektir ve Adele’in  terk edilme sebebi budur: Pazar değerinin olmaması! Filmin sonunda Adele kendi yoluna tıpkı başta olduğu gibi yalnız devam eder. Mavi kıyafetiyle gözden kaybolur. Onu anlayan Samir bile, onu takip için çıktığında yanlış yola gider.
Yani Adele tüm samimiyetiyle yalnızdır!

-Dosto’nun Müridi-

Veysel Öztekin


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

11
11 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

Aşk Aşk
6
Aşk
Nefret Nefret
3
Nefret
Şaşkın Şaşkın
2
Şaşkın
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Komik Komik
4
Komik
İnanılmaz İnanılmaz
3
İnanılmaz

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorumlar

Yorumlar

Bir format seçin
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı