YILDIZ TOZU


12
18 Paylaşım, 12 Beğeni

Masal bu ya… Ben deyim sekiz kermen siz deyin dokuz sarman. Sekiz kermenin damı var duvarı yok. Tuğla muğla kapılardan, sekeyim sağdan soldan. Sağdan soldan sekmeyle giremem ki duvardan. Damlı kermenden çıktı yağız asker. Yağız askerin eli var kolu yok. Benim de gömleğimin yeni var yakası yok. Hele baktım ki sürü sürü pireler, pinekler. Kaçtım anam kaçtım, sektiler arkamdan birer birer. Girdim bakkala, berber iken pireler, yer imiş develer şeker.  

    Vakti zamanında bir köyde yaşayan aile varmış. Bu aile sefil mi sefil bir aileymiş çünkü o civarlarda yaşayan Ali kıran baş kesen bir dev, tüm köylülerin evlerini yağmalıyormuş. Uykusu geldiğinde olduğu yere yığılıp kaldığından aile ancak geceleri rahat edebiliyormuş. Hiçbirinin deve, gücü yetmiyormuş. Çaresizlik içinde yaşamaya devam etmişler.

    Bir gece, evin küçük kızı uyumak için yatağına yatmış. Odasının penceresinden gökyüzünü seyrederken hayaller kurmaya başlamış. Birden hızlıca bir yıldız kaymış. Kız kendini şanslı hissederek dilek tutmuş. ” Keşke bulutların içinden geçebilsem, gökyüzünde uçabilsem, yıldızlara dokunabilsem…” demiş kendi kendine. Sonra iç geçirerek uykuya dalmış. Uykusundan bir sesle uyanmış. Ardından pencereyi açmaya gitmiş. Açtığında camda yapışık bir şey görmüş. Kız ürkmüş ve şaşırmış. 

– Merhaba küçük kız. Bana yardım etmelisin. Çok zor durumdayız. 

– Sen? Sen de kimsin? Burada ne işin var? Camda ne yapıyorsun? Eşekten düşmüş karpuza döndüm.

– Korkulacak bir durum yok. Ben bir yıldızım ve biraz önce buraya kaydım. Biz yıldızlar istediğimiz yere kayabiliyoruz. Kaymak zorundayız da. Ancak son günlerde yıldızlar arasında bulaşıcı bir hastalık var. Sürekli etrafa tozlarımız dökülüyor. Ve bizim tozlarımıza değenler zengin oluveriyorlar. Benim ağlamamın sebebi ise şurada uyuyan açgözlü dev. Çok uzun olduğundan yıldızları yakalamaya çalışıyor. Yakalasa bizleri esir tutacak. Bu yüzden biz de sürekli kaçıyoruz. Onun uyuduğu saatlerde kayabiliyoruz sadece.

Küçük kız hâlâ şaşkın şaşkın bakıyordu. Yıldız bu duruma biraz sinirlenip :

– Ağzı açık ayran delisi gibi ne bakıyorsun? Senden yardım istemeye geldim. 

– Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Ne tozundan bahsediyorsun? Kafayı yemiş olmalısın.

– Kafayı falan yediğim yok. Gerçekleri anlatıyorum. Bana yardım edecek misin?

Küçük kızın şaşkınlığı biraz azalmıştı. Düşünüp yıldıza yardım etmeye karar verdi. 

– Aslında o dev bizim evimizi de yağmalıyor. Bir şeyler yapmak en doğrusu… Sana neler oluyor? Yanıp sönüyorsun! 

– Yeryüzünde fazla kaldığımdan yıldız olma özelliğimi kaybediyorum. Acilen gitmeliyim. Yarın gece geleceğim.

Yıldız duman olmuştu. Küçük kız da yeniden yatağına yatıp uyumuştu.

    Ertesi sabah dev evi tekrar yağmalamaya gelir. Evde bir şeyler bulamayınca kapıdan çıkıp gider. Yıldızlara elinin değmesi için dışarıda zıplaya zıplaya yürür. Ancak yıldızlar ondan kaçmaya başlarlar. Dev iyice sinirlenir ve bir ağaca tırmanmaya başlar. Tırmandıktan sonra eli Güneş’e değer. Elinin yanmasıyla ağaçtan inmesi bir olmuştur. Devin bu sefer ayranı iyice kabarır. Kendi kendine ” Nasıl olsa gece gelecekler. O zaman düşerler elime. ” deyip naralar ata ata yıldız avına devam etmeye çalışır. 

     Gece olur. Küçük kız camda bekler. Yıldız nihayet kayarak gelir, camın önünde durdurur kendini. Küçük kız somurtkan bir yüz ifadesiyle : 

– Nerede kaldın? Burada beklemekten ağaç oldum. 

– Geldim işte. Bugün dev, ağaca tırmanarak yıldızlara ulaşmaya çalışmış. Bizimkiler kaçmasaymış az daha yakalanacaklarmış. Artık bu dev gitgide tehlikeli olmaya başlıyor. Bir an önce bir şeyler yapmalıyız. 

– Evet ama ne yapacağız? Biz devi yok edemeyiz ki. Onu yok edebilmemiz için kırk fırın ekmek yememiz gerekir.

Aniden şiddetli bir rüzgar çıkar. Yıldız savrulmamak için küçük kıza tutunmaya çalışır. Tam tutunacakken rüzgar ikisini de gökyüzüne uçuruverir. Küçük kız neye uğradığını şaşırır. Korkmaya ve bağırmaya başlar : 

– N’apıyorsuuun? Düşeceğim şimdi! Hemen aşağı indir beni! 

Yıldız kendini durduramadığından yükselmeye devam ederler. Yükseklerde yağmur yağmaya başlamıştır. Küçük kız hem üşür hem de ıslanır, ama yıldızı asla bırakmaz. Gözlerini korktuğundan hiç açmamıştır ama açmaya başlar. Hayatında hiç görmediği bir manzara görmüştür : kayan rengarenk yıldızlar, parıltılı taşlar, masmavi bulutlar, birbirleriyle oyun oynayan periler, uçma yarışı yapan Zümrüdüankalar, daha neler neler… Etraftaki her şeye göz kesilir. Yıldızların parıltısı gözlerini alır, bulutların içinden geçer, hızla uçuşan perilere gülümser. Küçük kız kendini güzel bir düşün içinde gibi hisseder. Keyifle kayan yıldıza :

– Burası ne kadar güzel bir yer! Burada yaşadığın için çok şanslısın. 

– Güzel olmasına güzel ama bazen çok soğuk oluyor bazen çok sıcak. Ayrıca kayarken meteor parçalarına çarpıp tozlarım dökülebiliyor. Hani sizin oralara yağan kumlar var ya, siz kum fırtınası diyorsunuz, onlar bizim tozlarımız. Burada yaşamak öyle kolay değil. Ben yıldız olarak daha alışamadım. 

İkisi de gülmeye başladılar. Küçük kız yavaş yavaş alışmıştı.

    Gökyüzünde mutlu gezerlerken birden etraflarında hızla kayan bir sürü endişeli yıldız belirir. Çil yavrusu gibi ” Kaçııın! Kaçın! Dev hepimizi yakalamaya çalışıyor! ” diye bağırarak kaçışırlar. Küçük kız ve yıldız, deve ne yapacaklarını düşünmeye başlarlar. Birden yanlarından meteor parçası geçer. Ancak bu meteor parçasının güçlü ateşi yağan yağmurdan sönmüştür. Yıldız kıza bağırır : 

– Heyy! Şu meteor parçasını alıp deve fırlatabiliriz. Dev için tam biçilmiş bir kaftan!

Meteor parçasını küçük kız almaya çalışır. Uzun çabalar sonucu taşı kucaklamayı başarmıştır. Yıldız süratle aşağıya doğru süzülür. Bir süre sonra devi görürler. Küçük kız devin kafasını hedef alır, taşı tüm gücüyle fırlatır. 

– Ya herro ya merrooo! 

Taş, tam da istedikleri gibi açgözlü devin kafasına isabet etmiştir. Dev, ağaçtan düşen bir yaprak gibi hızlıca tepetaklak oluverir. Yere yığılır ve sonsuza dek yıldızları yakalayamaz. Küçük kız ve yıldız sevinirler : 

– İşte başardık! Bizden uzak olsun da Mısır’a sultan olsun. Bundan sonra kimseye zarar veremeyecek. 

    Küçük kız, yıldızla beraber evine gelir. Pencerenin önüne elini koyar. Bir anda kendilerini görkemli, büsbüyük bir sarayın içinde bulurlar. Aile sonsuza dek bir eli yağda bir eli balda yaşar…

    Gökten üç elma düşmüş. Biri küçük kıza, biri anlatıcıya, biri de bu masalı dinleyene… 


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

12
18 Paylaşım, 12 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

Aşk Aşk
12
Aşk
Nefret Nefret
10
Nefret
Şaşkın Şaşkın
9
Şaşkın
Eğlenceli Eğlenceli
30
Eğlenceli
Komik Komik
8
Komik
İnanılmaz İnanılmaz
18
İnanılmaz

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorumlar

Yorumlar

Bir format seçin
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı